Ignis H2 Energy, Türkiye’de Ignis Yedisu şubesini kurmuş ve 2023’ün dördüncü çeyreğinde, Doğu Anadolu’da bir jeotermal işletme ruhsatı edinmiştir. Bölgedeki jeotermal alanların dağılımı, aktif tektonik hareketler ve neo-volkanizm olayları ile yakından ilişkilidir. Doğu Anadolu’daki jeotermal sistemler, Bitlis Bindirme Zonu boyunca Arap ve Anadolu plakalarının çarpışması sonucu meydana gelen sıkışmalı tektonikler ve Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) ve Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) gibi aktif doğrultu atımlı fay sistemleri tarafından yönetilmektedir. Doğu Anadolu’nun jeotermal potansiyeli, bölge genelinde bulunan sıcak su kaynakları, travertenler ve antik medeniyetlerin jeotermal kaynakları kullandığına dair tarihsel izlerle kanıtlanmaktadır.
Karlıova bölgesindeki doğrultu atımlı faylar ve gerilme rejimleri, Doğu Anadolu’da Arap ve Avrasya plakalarının Anadolu bloğu ile çarpışması sonucu oluşmakta ve Karlıova Üçlü Eklemi’nde (KTJ) karmaşık bir volkanotektonik ve orojenik ortam yaratmaktadır. KTJ ile ilişkili yoğun tektonik deformasyon, bölgenin morfolojisini şekillendirerek jeotermal yapıda karmaşık yapısal kontrol mekanizmalarına neden olmuştur. Bu tektonik çerçeve, Doğu Anadolu’daki neotektonik havzaların oluşumunu, KAFZ ve DAFZ kökenlerini ve bu dönemdeki magmatizma ile akarsu-göl sedimantasyonu desteklemektedir.
Aktif tektonizma nedeniyle, küçük depremlerle meydana gelen süreğen deformasyon, zamanla ve derinlikle çatlak ve deformasyon desenlerini değiştirerek jeotermal sistem içindeki bağlantıyı artırma potansiyeline sahiptir. Diğer bir kanıt ise 2022 Kahramanmaraş depreminin ardından Kaynarpınar köyü çevresinde gözlemlenen yeni sıcak su kaynaklarının oluşumudur.
Kaynarpınar jeotermal işletme ruhsatı, Türkiye’nin doğusunda, Bingöl il sınırları içerisinde 1.2 km²’lik bir alanı kapsamaktadır. Ruhsat alanına en yakın ilçe olan Kaynarpınar, adını bölgede bol miktarda bulunan sıcak su kaynaklarından almaktadır. Yakınlarda, yerel bir yatırımcı tarafından işletilen butik bir termal spa merkezi bulunmaktadır. Yüz metre derinliğe kadar ulaşılan birkaç sığ kuyu, 80°C sıcaklık ve artezyen akış sergileyerek derinlerdeki aktif jeotermal sistemi işaret etmektedir. Bingöl’ün henüz keşfedilmemiş potansiyeli göz önüne alındığında, bu jeotermal kaynaklar, bölgenin sosyo-ekonomik olarak gelişmesine katkı sağlayabilir ve hem doğrudan hem de dolaylı kullanımlar yoluyla faaliyetleri canlandırabilir.
Ruhsat alanının jeolojisi ve yapısı arasındaki ilişki incelenerek, kayaların fiziksel ve mekanik özellikleri belirlenmiştir. Detaylı arazi çalışmalarıyla, faylar, alterasyon bölgeleri ve jeotermal belirtiler haritalanmış, toplanan veriler hava fotoğrafları ve drone görüntüleriyle ilişkilendirilerek jeolojik bir kavramsal model oluşturulmuştur.
Bu çalışmanın devamı olarak, manyetotellürik (MT) ve gravite veri toplama yöntemleriyle bir jeofizik çalışma gerçekleştirilniştir. Kaynarpınar sahasında 2023 yılında yapılan jeofizik veri toplama çalışması kapsamında 65 MT istasyonu ve 310 gravite ölçüm noktası kullanılmış ve toplanan verilerle, alanın 3B özdirenç modeli oluşturulmuştur.
Oluşturulan model, jeotermal sistemin örtü kayası olarak kabul edilen düşük özdirenç seviyesinin, volkanik tortul birim içindeki tüf içeren marn, kiltaşı ve tüfit bölümlerinin aşınması sonucu oluşan ince taneli seviyeleri temsil ettiğini göstermektedir. Bitlis Metamorfikleri’ne ait mermer seviyeleri ve deformasyon bölgeleri ise jeotermal sistemin rezervuarı olarak kabul edilmiştir.
Kaynarpınar’da yapılan jeokimya çalışmaları kapsamında su örnekleri toplanmıştır. Analizler, jeotermal akışkanın sodyum klorür ve bikarbonat açısından zengin olduğunu göstermekte olup, bu durum bölgedeki volkanik kayaçlar ve kireçtaşlarının su-kayaç etkileşimi nedeniyle jeotermal akışkanı etkilediğine işaret etmektedir.
Sahanın potansiyelini doğrulamak amacıyla, 2024 yılının dördüncü çeyreğinde 758 metre derinliğinde bir test sondajı gerçekleştirilmiştir. Bu önemli gelişme, oluşturulan kavramsal modeli doğrulamakta, artezyen akışı ortaya koymakta ve elde edilen sıcaklık değerleriyle projenin ticari ölçekte uygulanabilirliğini teyit etmektedir. Kuyunun test çalışmalarının yapılmasına yönelik hazırlıklar tamamlanmış olup, uygulama aşamasına geçilmesi planlanmaktadır.
Buna ek olarak, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde sahada 2000 metre derinliğinde derin bir arama sondajı planlanmaktadır. Bu sondaj ile, rezervuarın derinliği, yayılımı ve sıcaklık profiline ilişkin daha detaylı veriler elde edilmesi ve sahanın elektrik enerjisi üretim potansiyelinin belirlenmesi hedeflenmektedir.



